Anemurium Antik Kenti’nde nekropolisi ve aşağı şehri geçtikten sonra, MS 3. yüzyıla tarihlenen alt kısımdaki su kemeri stadel duvarları boyunca izlenebilmektedir. Kalın kemerlerle çevrili olan bu kanal, günümüze oldukça iyi korunmuş şekilde ulaşmıştır. Yapının en dikkat çekici özelliklerinden biri, herhangi bir restorasyon görmeden özgün hâliyle ayakta kalabilmesidir. Yukarıdan geçen su kemeri, aşağıdaki kemere paralel biçimde uzanır ve yamaç boyunca devam eder. Bu suyolları aracılığıyla taşınan su, borular yardımıyla kentteki yapılara ve su depolarına dağıtılmıştır. Bu sistem, kentin su ihtiyacını karşılayan gelişmiş bir mühendislik altyapısına işaret eder Private Tours Balkan.
MS 3. Yüzyıl Öncesi Su Kullanımı
MS 3. yüzyıl öncesindeki su sistemi hakkında bilgi edinmek için stadelin en üst noktalarına bakmak gerekir. Aşağı kentte, Cento’nun restore ettiği mezarın alt kısmında bulunan ve günümüzde kazı deposu olarak kullanılan alan bu konuda önemli ipuçları sunar. Ayrıca deniz kıyısına doğru konumlanmış çok sayıda sarnıç da erken dönem su depolama yöntemlerinin varlığını gösterir. Bu sarnıçlar, yağmur suyu ve kaynak sularının toplanarak depolandığını ve ihtiyaç doğrultusunda kullanıldığını ortaya koymaktadır.
Patika Yol ve Anamur Burnu
Stadele doğru batıya uzanan patika yol takip edildiğinde, Türkiye’nin Akdeniz’deki en güney noktası olan Anamur Burnu’na ve burada yer alan deniz fenerinin bulunduğu alana ulaşmak mümkündür. Ancak bu güzergâh, zaman açısından kısıtlı ziyaretçi grupları için önerilmez. Çünkü fener bölgesine gidip geri dönmek yaklaşık 35 dakika sürmektedir. Bu nedenle kısa süreli gezilerde bu rota genellikle tercih edilmez. Yapılar hakkında gerekli bilgiler verildikten sonra patika yol izlenerek aşağıdaki modern yola ulaşılabilir.
Stadel ve Kıyı Bölgesi
Batıya doğru ilerlemeye devam edildiğinde sahil kesimine varılır. Bu noktada berrak ve temiz deniziyle dikkat çeken kıyının hemen üst kısmında stadel yer alırken, sahil boyunca liman yapılarına ait mimari parçalar görülebilmektedir. Stadel, üç tarafı dik uçurumlarla çevrili doğal bir savunma konumuna sahiptir. Yapımında genellikle yöresel kireç taşının kullanıldığı anlaşılmaktadır. Duvar işçiliği bakımından oldukça sade ve kaba bir teknik göze çarpar Anemurium Hamamı’nın Genel Özellikleri.
Stadelin uzun savunma duvarı, açılı duvarlar ve kulelerle güçlendirilmiştir. Bu yapıların büyük bir kısmı Orta Çağ dönemine ait olmakla birlikte, bazı arkeolojik buluntular antik döneme de işaret etmektedir. Özellikle stadel duvarı ile su kemerinin kesiştiği noktada, Helenistik döneme ait dikdörtgen planlı bir kule ve küçük bir antik yapı kalıntısı tespit edilmiştir. Bu durum, bölgenin farklı dönemlerde kesintisiz olarak kullanıldığını ve stratejik önemini koruduğunu göstermektedir.








